Archive for the ‘İçimizden Geldiği Gibi’ Category
Sen giderken…
zaman akmaktan vazgeçti yelkovan ve akrepse emekliye ayrıldı bırakıp giderken beni bizim sokakta.. gitme diyecektim yapma diyecektim ezip geçme kalbimi diyecektim eğer son kez baksaydın gözlerime ya da son kez değseydi elin elime.. tek bir damla gözyaşım düşmedi ardından yandı içim sadece cayır cayır yandı… şimdi ise çocuksu bir suçluluk duygusu yaşadığım günahlarımın diyetini ödüyorum [...]
Filed under: İçimizden Geldiği Gibi | 2 Yorumlar
Söylenemeyenler…
Demir parmaklıklar arasından yatağıma doğru usulca giren güneş ile selamlaşarak kalkıyorum içimdeki ateşi alan yatağımdan… Hiçbir ayrıntıyı kaçırmadan yapıyorum sabahlar için zorunlu kılınan her şeyi… Ardından memurlar gibi bir boşluk kaplıyor dört bir yanımı ,gün içinde beni bekleyen monotonlukları düşündükçe. Halbuki ben daha büyüklerin dediği gibi “hayatımın baharında” bir gencim,bunları hissetmeyecek kadar. Umutsuz insanlar gibi [...]
Filed under: İçimizden Geldiği Gibi | 1 Comment
Etiketler:deneme, kalabalıklar içindeki yalnızlık, Mustafa Albayrak, söyleyememek
MALZEMESİNDEN ÇALINMIŞ HAYATLAR
Yaşadığım semtin, mahallenin, sokağın sakinleri… Bizim evin sakinleri ve ben… Her karesinde, memleketimden insan manzaraları… Memleketim… Benim, bizim memleketimiz… Hemen her enstantanede, malzemesinden çalınmış hayatlar barındırır bu resim. Bu fotoğraf bizim. Benim fotoğrafım bu. Taklitlerle giydirilmiş dekolte bir yaşam… Taklit diyorum zira hakiki bir oluş, hakiki bir diriliş pek azdır benim hikâyemde. Bizim oyunumuzda [...]
Filed under: İçimizden Geldiği Gibi | 2 Yorumlar
Etiketler:atalar dini, ilk çığlık, memleketim, taklit, İbrahim Korkmazoğlu